zeytinlikte bağ evi

Zeytinlik içinde bağ evi denince tek göz oda bir depo bile olsa çok iş görür demiştim. Herşey on torba çimento altı kepçe kumu oraya yıkınca başladı…

Aslında zeytinleri ilk dikerken, başından beri böyle bir barakanın yokluğunu  hissetmiştik.. Şimdi şurada yağmurdan kaçacak bir çatı olsa, şurda rüzgardan korkmadan ateş yakabilsek, çay demlesek.. Şimdi sıkışınca rahat rahat tuvalete gidebilsek yada rahat rahat bir gölgede oturabilsek, yemek yesek dediğimiz anlar.. hep keşkelere sıkışıp kalan o anları tarihe yollamanın bir tek adımı vardı o da gerekli malzemeyi yavaş yavaş oraya getirip yığmak..

Yok efendim çatısı kiremit olmalıymış sandviç panel daha iyiymiş.. Kırk santim taş duvar sağlam olurmuş… Elbette bunları ben de bilirim lakin imkanlar dahilinde şimdilik buna çok şükür diyebiliyorum.

Şansımız vardı yol kenarında değiliz. Yoksa gelen geçen her kafa akıl verecekti. Kısıtlı bütçeyle dört çarpı dört yani onaltı metrekare olan ve yaklaşık ikibuçuk metre yüksekliğinde çift akıntılı bir çatıya sahip şirin bir depomuz oldu. ilerde daha da yükseltip sağlamlaştırmayı düşünüyoruz tabii.

ilk olarak taban blokajı için beton dökme işi yapıldı. Bayram Usta genç bir usta arkadaşımız. Elinden her iş geliyor. Betonun çevresine kalıp tahtası çakmak yerine taştan bir duvar örerek su basmanı işini hallettik.

Asıl iş bu duvarın içine minik taşlarla güzel bir dolgu yapmak meselesi ve hiç kolay değildi. El arabasıyla tarladan bulabildiğimiz irili ufaklı taşları tabana yığmaya başladık.

Gazbeton hem işleme kolaylığı hem de izolasyon açısından hesaplı bir tercih oldu. Ama mutlaka sıvanmalı ve pürüzsüz olduğundan sıva işini kendim yaptım.

Taş duvar yapsaydık elbette daha sağlam olurdu fakat onu işlemek zaman alırdı ve bu işi zeytin hasadına yetiştirmeliydik ve yetişti de üstelik….

Bu taban betonunun çatlamaması, sağlam olması için tabana demir koymak güzel olurdu ama demir pahalı.. Hem zaten başlarken malzeme aldığım yapı market sahibi “keşke iki sene önce yapsaydın, yarı fiyata mal ederdin” deyince anladım pahalıya malolacağını azcık. Ve o yüzden eldeki imkanları en iyi şekilde değerlendirelim istedik. Tabana çit olarak da kullanılan örgü tel serdik ve üstüne beton attık.

beton için hazırlıklar sürerken bir yandan da çatıyı monte edeceğimiz demir pabuçlar  beton içindeki yerini alıyorlarBayram Usta bir yandan beton karıyor bir yandan talimatlar veriyor. Sıcakta çalıştık… Hatta taban dolgusu için el arabasıyla tarladan irili ufaklı taşları topladığımız gün, senenin en sıcak günüymüş radyodan dinlediğimize göre…

“kullandığımız malzeme sıfır olsaydı kaynak işi bu kadar zor olmazdı” diyor ve haklı da.. zira zeytinlikte elektrik yok ve jeneratör sayesinde boyasını taşladığımız malzemeye kaynağı yapıştırıyor.

Yavaş yavaş tabana kaba dolgu beton attık. Çakıllı betonun üstüne daha incesini…

Hata… önce çatı oturmalı sonra duvar örülmeli

Çatıyı önce yapıp duvarları sonra örmek en doğrusu olmalı. Biz önce duvarları örüp çatıyı onun üzerine örtmeyi denedik ve olmadı tabii.. oldurana kadar epey uğraştık sonrasında.

Burası teras… ve teras sabah gölge oluyor. Aynı zamanda mutfak ünitesi de burada. Bu teras sıcak yaz günlerinde serin çay molası verebileceğimiz bir yer. Önüne bir gölgelik olacak ilerde. Hani şu kargıdan, alaca gölgesi aynı zamanda hava alan türden birşeyler düşünüyorum.

Bu köşebentleri motor tamircisi bir arkadaşımdan satın aldım. Çin’den gelen motosikletlerin demir koruma kasalarını topladık ve değerlendirdik. Oldukça da sağlam oldu.

Duşa ve tuvalet için hazırlıklar. alt tarafta pis su çukuru kazıldı. üzerine beton dökemedik ama eski güneş enerjili su ısıtıcıdan çıkma bir tonluk su deposu sacını açıp üstünü kapattık ve çevresini de toprakla doldurduk. tuvaletin tabanına da yine bir inşaattan artan fayans döşendi.

Sıcak bizi yıldırmasın diye kendi çapımızda gölge çözümleri ürettik. Duvarlar yavaş yavaş yükseliyor. Bayram Ustanın çok nadir olarak su terazisi kullandığını farkettim. Evde birkaç su terazisi varmış ama kullanmıyor. Kullansa fena olmaz diye geçiriyorum içimden.Bu duvar biraz eğri gibi olduysa da önemli değil; zira onu sıva kapatacak. Kuzeye sonradan açtığımız pencere hava sirkülasyonunu sağlıyor ve karşılıklı açılan pencereler içeride güzel bir esinti olmasını sağlıyor.duvarlardan önce yine çıkma kapı ve pencereyi monte etmiş olmamız malzemeleri kapatıp gitme kolaylığı sağladı bize.Çatıyı yine ucuz ama dayanıklı bir malzeme olan ondulin yaptık. Üç-beş fazla verip sac da yapabilirmişim. Ama yağmurda çok ses yapacaktı diye düşündüm. Aslında çok kaliteli kiremitler vardı komple çatıyı kapatacak kadar üstelik fakat o kiremitleri de kıt kanaat bulduğumuz bu ince omurga çekmezdi.

Bu malzemeyi sıcaklardan biraz olsun korunmak için kireçle badanaladım. İyi de ettim. Hem sıcaklığı kesti biraz hem de malzemenin ömrünü uzattı direkt güneşe maruz kalmadığından.Çatının omurgası önce yerde kaynadı sonra monte edildi. Çıkma malzemelerden bu kadar yapabildik amaç en hesaplı olmasıydı.Less is more…

Nihayet kocaman kapısı olan önünde terası, tuvaleti, mutfak bölümü olan bir bağ evimiz ya da depomuz oldu. girişe çok sevdiğim Kütahya Çinilerinden bir tabakla dekor yaptım ve yakıştı.Heryeri kireçle badanaladım ve hem temiz oldu hem de güneşi yansıttığından bir kaç derece daha serin içerisi.

Bu badana işini abartım tavanı ve tabanı da badanalayınca süper oldu.

Zeytinliğe gittiğimizde önceleri incir ağacının altına monte ettiğimiz krom lavaboyu su kontrası ve köşebent kasasına oturtup terastaki yerine monte ettik.

Kangal boruyla terasların en tepesine koyduğumuz yaklaşık otuz metre yüksekten gelen suyun basıncı gayet iyi.zeytinlikte sardalya soğan klasik sabah kahvaltımız. Sabah sabah balık yenir mi? elbette yenir hatta uzun çalışma günlerinde balık bulunamazsa makarnayla güne başladığımız olmuştur.. Protein tabii ki karbonhidrata göre tercihimiz.

Bu sobayı internetten aldım. Demiray marka Ördek soba, banyo sobası diye de biliniyor. Ama baraka içinde güvenli bir şekilde yemek pişirmemizi sağlıyor. Boyutuna aldanmamalı zeytin dal artıklarıyla pişirme işini halletmek için ideal.

bir yandan patatesler oluyor bir yandan çay suyumuz. Bu sobayı herzaman yakarken üstten tutuşturmak lazım. Üst kapak kapalıyken öndeki kapağından tütüyor ve üstten bir kez tutuştuğunda sorun yok. Bir de fırtınalı havalarda bizim baca uçtu ve baca sağlam olmalı. Uçan bacanın deliğinden ters esen rüzgar sobanın içinde ne kadar kül varsa içeri üflemişti bir keresinde. Baca olarak dışarı uzattığımız soba borularını sabitledim ve barakada olmadığımız zamanlarda tedbir amaçlı soba üst kapaklarına çaydanlık, tuğla gibi ağır bişeyler koyduk.

geçen yıldan kalan iyice yanmış tavuk gübresini zeytinlere verdikten sonra çapalanıp karıştırıldı. Bu yıl her gün

Tarla komşum Ayhan zeytin budama dal artıklarını toplarken yardım etti.Menderes Nehrinin her geçen gün çamur deryasına çevirdiği Taşburun limanı yolumuzun üzerinde. Bazan denk gelirse tarlaya gitmeden önce uğrayıp balık baktığımız yer.

Zeytinlikte bir barakamızın, bağ evimizin, depomuzun, yada siz ne derseniz… olması çok avantajlı.

Malzemelerimizi koyabileceğimiz, yağmurlu havalarda sığınabileceğimiz, rüzgarlı havalarda -özellikle budama zamanı soğuk ve sert esen rüzgarda- girip ısınabileceğimiz bir mekanı keşke daha önce yapsaymışız diye düşündüm. Fazla büyük olmasına şimdilik gerek yok. Küçük bir güneş paneli, oto-teybinden icat bir radyosu, led lambalarla içerde dışarda aydınlatma sorununu da çözdüm kendi çapımda.