balyozu taşa vurdum

Zeytinlikte bağ evi hiç olur mu demeyin. Siz yapana kadar zeytin ağacı bile olmaz. İşte ilk harcı karıp ilk taşı betona bandırdığım gün BUGÜN.
Daha önceden GPS koordinatlarını alıp bildirdiğimiz noktaya inşaata başladık.

ustalar beton kararken

Adem Evcen ve Enn Kahramann Rıdvann

Ustasız olmaz
Bir pişirimlik ekmeğin varsa fırıncıya kardır demişler. İşi bilenlşe yap veya gücün yetiytorsa yaptır. Bazan gücün de vardır ama işler güçle değil; arkadaşla olur.
Adem Evceni taa DidimFM Radyosunda çalarken tanırım. Biz istek parçaları çalarken o da bugün Yenihisar merkezdeki parkın olduğu yerde demirden barakalardan adeta Çin mahallesinin Didim versiyonu gibi duran sactan barakalardan birinde “meşhur Ödemiş Köftecisi”ydi.
Sadece bize göre mi meşhurdu? yada heryeri demir ve sactan bu barakanın kapısının girişindeki küçücük tabelasında “meşhur” Ödemiş Köftesi yazdığından mıydı ? Didimde Peugeot(Pejo) marka motosikletiyle(mobilet tarzı bişey) köfteleri telefonla aldığı siparişle dükkanlara götüren ve dolayısıyla Didim’de ilk paket servisini yapmış saydığımız bu meşhur Ödemiş köftecisinin tarifi sır gibi saklı ve her seferinde standart lezzetteki köftelerine asıl tadını veren kullandığı yağ mıydı? yoksa yağda kavurduğu kırmızı toz biberi miydi? köftenin içine irmik koyar mıydı ? tam çözebilmiş değilim.
Ama her öğlen mekan dolar dolar taşardı. Perşembe günleri Didimin tek pazarıydı ve pazaryeri de bu parkın olduğu yerdi. Yani pazaryerinin ortasında Meşhur Ödemiş köftesi yersin, hem doyarsın hem çok hesaplıdır yanında da istersen roka yeşillik bol soğan veya piyaz yada yoğurt.
Biz radyodan buraya öğlen yemeklerine kaçar ve çok aç giderdik ki bitirebilelim. O kadar bol kepçelerdi Adem, Rahmetli Babası Raif Amca ve yine Rahmetli Anneleri Iraz Hanım.
Aradan yıllar geçse de biz bağlarımızı kopartmadık, gerek biraderi Mehmetle gerekse Ademle gördükçe selamlaştık hal hatır sorduk. Adem, barakalar belediye tarafından yıkılıp mekan işi bitince alçı, kartonpiyer işine girdiyse de aşçılıktan kopmadı, bazan hint yemeği yapan bir mutfakta, bazan küçük otel mutfaklarında pişirmeye devam etti.

Zeytinlikte bağ evi yapmak istediğim zemin yerli kaya. Bu durumda temelden çok su basamağı ön plana çıktı.

Zaten toprak reformu kapsamında dağıtım yapılırken yıllar önce buraları tarımsal amaçlı kullanan ve devlete ecrimisil (işgal parası) ödeyenler öncelikli hak sahipleriydi.

Ben de onlardan biriyim. Babama zamanında “buraya ağaç dikelim” dediğimde “deniz görüyo bize yedirmezler” demişti rahmetli. İyi ki de ağaç dikmemişiz yoksa içindeki ağaçtan dolayı bize satarken daha yüksek değer biçeceklerdi.

Devlet toprağı olmayan çiftçiye buradaki tarlaları zeytin projeli olarak dağıttı. Daha aşağıda yol kenarında da bir tarla açmıştık. Orasını istemedim çünkü toprağı yoğun kireçli. Halk arasında köfeke deriz. Bu şimdiki tarlada ise kara toprak var.

zeytinlikte

Adem Evcen ve En Kahraman Rıdvan iş başında

Dağıtım Yapılırken ÇadırTepeyi sabit belirleyen haritacılar herkese 28 dönümlük parseller dağıttılar. İlk 5 sene ödeme yok sonrasında 10 sene taksitli.

Bu dağıtımda emeği geçenlerin hakları ödenmez. Herkesin üstüne düşeni layıkıyla yaptığına inanıyoruz. Her ne kadar itiraz edenler, beğenmeyenler olduysa da herkesin tarlasına bakınca kiminde suyun yarıp geçtiği bir vadi, kiminde 3-5 dönümlük yerli kayalık, kiminde dik yamaçlar yarlar var. Ama herkesin tarlasında var kepçenin dozerin bile işleyemediği yerler.

Herkesin 35 metrekare depo amaçlı bina yapma hakkı var. Dağıtımdan sonra Köyün yamacındaki hazine arazisi de parsellendi ve üzerinde ev tapusu olmayanlara kura usulü dağıtıldı. Arsa alamamış olanların tarlalarına 75 metrekare dam yapma hakkı var diye biliyorum.

Benim hazırladığım yer ortalama 5 metreye 3 buçuk metre. Bakalım neye benzeyecek.

Biz bitirmeye yakın Adem ve Rıdvan gittikten sonra tarlaya bir traktör giriyor. İşte şimdi yakaladım diyorum tarlayı boydan boya geçen yol eden traktörü. Dönünce bakıyorum bu üst tarla komşum…