sonsuza açılan kapılardır


sürekli yol çizgileri “geç”
diyor yolun sağındakine
“sola”
solundakine “sağa”


sonsuza açılan kapılardır
bir arkeoloğun gözünde taştan kefenler.
işlemeli entarileriyle gömdüler iskender’i
henüz 31’inde
sapı çatlak, ağaçtan bir küreke..

kavunlar ilk çıktığında kuzey yarım küresinden
alıyorsun tohumluğunu.. ve güneydeki.. saptan
uzak, samanla karışık.. ve dönemeden bir kez
daha, çürüyüp gidiyor soysuz çekirdeker
cennetine..

bayramda seni denize götürmüştüm hatırında mı?
yunuslarla oynayan bi çocuk vardı
iassos’ta.. hani söylenceydi ya
hepsi.. anlatmıştım bir saat kadar -dalgalarla
dalga geçerken – sana..

kavunların kuzey yarım küresindeki bir çekirdek
gibi, sen de anlatacasın.. ve na’çar bir
yalnızlık bu kavunların çektiği.. nasıl da ağır
büyüyor meyve, kök toprağa yürüdüğünde..

her yerde olma savaşında olduğumuzdan salamadık
köklerimizi hiçbir toprağa..
tapusuzluk kaygısı birincil..

hep birilerine aitti
gönül verdiğimiz toprak..
evler..
kalpler..
bizden önce, sonra,
bizleyken bile..

Erkin Ilgüzer – Iassos 2000